Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye tarımsal potansiyelini en iyi şekilde kullanmak ve hem üreticilerimizin, çiftçilerimizin gelirlerini artırmak, hem de ekonomik kalkınmamıza katkı sağlamak yönünden tarım sektörüyle ilgili yapılan çalışmalar gün geçtikçe Türkiye''''de artmakta ve buna paralel olarak da, Türkiye''''nin hem sebze, meyve üretimi başta olmak üzere tarımla ilgili bütün ürünlerinde artış olmakta hem kuşkusuz bunların yurt içindeki üretimi, tüketimi artmakta hem de ihracatı artmaktadır. Uygulanan politikalar sayesinde, Türkiye''''nin son yıllarda sebze, meyve üretimi 32 milyon tondan 40-41 milyon tona çıkmıştır. Keza bu üretim artışına paralel olarak Türkiye''''nin sebze, meyve ihracatında da önemli artışlar meydana gelmiştir. Örneğin, Türkiye beş yıl önce 1,5 milyon ton yaş sebze, meyve ihraç ederken -ki 620 milyon dolar civarındaydı bu- 2007 yılında bu miktar 2,2 milyon tona ve değer olarak da 1,5 milyar dolara çıkmıştır. Tabii, burada hem ihraç ettiğimiz ürünler miktar ve çeşit olarak artmakta hem gelir artmakta hem de yeni pazarlara, yeni ülkelere ihracat yapılmaktadır. Kuşkusuz, bunlar yapılırken dünyada, dünyada, dünya ticaretinin gereği birtakım pazarlarda hem rakipler olmakta hem de çeşitli, bazen teknik aksaklıklar, bazen de sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bizim, bütün bu sorunları gidermek bakımından aldığımız tedbirler var. Örneğin, kaçınılmaz olarak, kaçınılmaz bir şekilde kullanılan pestisitler, herbisitler yani haşerelere, böceklere, vesaireye karşı veya zararlı birtakım otlara karşı kullanılan ilaçlar, dünyada yeni teknolojilerle birlikte artmaktadır. Fakat, Türkiye, geçen zaman içerisinde, aslında kullandığı ilaç miktarında da ciddi bir azalma meydana getirmiştir.

Türkiye, 2002 yılında 55 bin ton pestisit kullanırken 2007 yılında 49 bin tona düşürmüştür bunu. Yani, bir yandan meyve sebze üretimi 32 milyon tondan 40-41 milyon tona çıkmış ama bunlar için kullanılan ilacın miktarında ciddi şekilde azalma meydana gelmiştir. Yine, taze meyve sebzede 32 bin tondan 30 bin tona pestisit miktarı düşürülmüş, seraların fumigasyonunda kullanılan metil bromit miktarı 489 tondan 34 tona düşürülmüş ve paralel olarak da Türkiye''''de biyolojik mücadele hız kazanmış, önem kazanmıştır.

Rusya Federasyonu''''yla, 2005 yılında, daha çok karantina etmenlerine dönük olarak yani birtakım haşerelerle ilgili olarak bir sorun yaşandı ve o sorun tabii kısa bir süre içerisinde aşıldı. Biz de gerek denetimlerimizi gerekse bu yöndeki çalışmalarımızı artırdık ve o tarihten sonra benzeri sorunlarla karşılaşılmaması yönünden, hem ihracatımız açısından hem Türkiye''''deki vatandaşlarımızın sağlığını düşündüğümüz için bu alandaki en son teknolojileri, en son yenilikleri ihtiva edecek şekilde laboratuvarlarımızı yeniledik, gözden geçirdik. Bugün Rusya Federasyonu''''na ihracat yapılırken, ihracat amaçlı olarak kullanılan, dünyanın en modern, en ayrıntılı şekilde analiz yapabilecek donanıma sahip on bir tane laboratuvarımız var ve Rusya Federasyonu''''na gönderdiğimiz bütün ilaç, bütün sebze-

meyvede hem bitki sağlık sertifikası hem gıda güvenliği yönünden gıda sağlık sertifikası aranmaktadır. Bunlar yapılmakta.

Sayın milletvekilleri, şunu özellikle size ifade etmek istiyorum: 1/5/2006 tarihinden bu yana Rusya Federasyonu''''na 31 bin 517 partide biz mal gönderdik, yani bir başka deyişle, 31 bin 517 sertifika gönderdik. Rusya''''ya gönderdiklerimizde de Rusya''''nın değerleri neyse, yani Rusya hangi limitleri kabul etmişse, hangisini bize bildirmişse biz o limitlere uyuyoruz. O limitlerin üzerinde de kesinlikle oraya mal göndermiyoruz. Bu net ve açık, her türlü denetime de açık.

İlave, Rusya Federasyonu''''na gönderdiğimiz ürünlerde şahit numuneyi beş ay süreyle muhafaza ediyoruz ve bakın, 1 Mayıs 2006 tarihinden bu yana gönderdiğimiz 31 bin 517 sertifikadan muhtelif zamanlarda bize bildirimi yapılan sadece 139 tanedir. Yani iki yılı aşkın bir sürede 31 bin 517 sertifikadan sadece 139''''uyla ilgili olarak bize bildirimde bulunulmuştur. Bu, binde 4''''e tekabül etmektedir. Dünya standartlarının da, Avrupa standartlarının da, AB standartlarının da çok ama çok üzerinde bir değerdir bu. Kaldı ki bu gelen, muhtelif zamanlarda bize bildirilen 139 tane bildirime karşı şahit numunelerle yaptığımız tetkiklerde giden numunenin analizinin doğru yapıldığını da ayrıca biz tespit ettik ve bütün bunları Rusya Federasyonu''''na biz resmen bildirdik. Kendilerine dedik ki: "Sizin belirlediğiniz limitlerin üzerinde biz göndermiyoruz." Belge burada. Zaten her partide de laboratuvar analizlerini, bu biraz önce söylediğim hem bitki sağlık sertifikasını hem gıda sağlık sertifikasını gönderiyoruz. "Eğer bir sorun varsa, diyelim ki bir yöntem sorunu varsa laboratuvar tetkikleriyle ilgili, bize kendi yönteminizi bildirin, biz o yöntemle analiz yapalım, o yöntemi dikkate alalım." Biraz önce Sayın Kaptan''''ın söylediği husus, yani "Efendim, Rusya ile Avrupa Birliğinde yaptıkları gibi bir mutabakat zaptı imzalansın, bir ortak protokol imzalansın…" Bunu biz 2005 yılında teklif ettik. 2005 yılında teklif ettik. 2006, 2007 yılındaki yazışmalarımızda da bu var. Ben Sayın Bakanla yüz yüze görüşmelerimde de bizzat kendilerine bu teklifte bulundum ve en sonunda geçtiğimiz haftalarda Moskova''''da yapılan Karma Ekonomi Komisyonu Toplantısı''''nda da bu husus dikkate alındı, protokolde imza altına alındı ve Rus yetkililer tarafından da bu imzalanmış olmasına rağmen, böyle bir protokolün Türkiye''''yle imzalanacağı dikkate alınmasına, kayıt altına alınmasına rağmen bu yönde, beş ürüne ait bir kısıtlamaya gidileceği yönünde biz tabii bir haber aldık.

Yaptığımız ne? Önce şunu söyleyeyim: Biz asla -bugün de basında maalesef yer aldı ve çok üzücü, hem Türk çiftçisine hem Türk üreticisine hem bütün Türk milletine aslında bir hakarettir bu- Avrupa Birliği standartları üzerinde yaptığımız denetimlerde hiç bu yönde izin vermiyoruz. Avrupa Birliği standartlarının üzerinde ilaç kalıntısının ne içeride ne ihracatta kullanılmasına müsaade etmiyoruz. Gidip de geri gelmiş bir ürün yoktur. Bunu bütün açıklığıyla, bütün netliğiyle söylüyorum. Yani, geri gelmiyor ürün. Sadece sağlık sertifikasında diyor ki: "Sizin şu tarihte gönderdiğiniz sağlık sertifikasında biz şöyle bir şey bulduk." Biz de bunu inceliyoruz, doğru mu yanlış mı… Eğer doğruysa biz gerekeni yapıp bildiriyoruz, diyoruz ki: "Burada şöyle bir şey vardı, evet biz yaptık gönderdik." Değilse de diyoruz ki: "Biz bunu inceledik ve bizim kayıtlarımız, bizim şahit numunemiz bize şunu gösteriyor, doğru bizim yaptığımızdır." Onun için, geri gelmiş bir ürün yok.

Bu nedenle de "İşte efendim Rusya''''ya zehirli domates gönderildi, sonra o zehirli domatesler geri gönderildi ve Türkiye''''de bu tüketiliyor." gibi bir isnat, bir itham çok haksızdır. Asla doğru değildir. Başta Türk çiftçisi ve Türk üreticisi olmak üzere hepimize, herkese yapılan bir hakarettir bu. Asla doğru değildir.

Avrupa Birliğine bizim sattığımız ürün, taze meyve sebze, Rusya''''ya sattığımızın tam 2 katı. Rusya Federasyonu''''na toplam bir yılda sattığımız taze meyve sebzenin bedeli 298 milyon dolardır -geçen sene için söylüyorum- Avrupa Birliği için sattığımız, Avrupa Birliğine sattığımız 600 milyon dolardır ve aynı şartlarda üretilen, aynı mekanizmalara tabi ürünlerdir bunlar. Oradan gelmiyor, oradan geri bildirimde bulunulmuyor, tek tük olabiliyor. Yani bu neticede istatistik ilminin gereğidir, eğer bir sürü iş yapıyorsanız arada mutlaka tek tük yanlış olacaktır. Ona kimse bir şey diyemez. Geldiğinde de bizim yaptığımız, bunun gerekli incelemesini yapmak ve oraya bildirmektir. Onlar geliyorlar, inceliyorlar.

Rusya Federasyonu''''yla ilgili, biz, domates, üzüm, limon, patlıcan, patateste… Onu da söyleyeyim, yani domatesin sezonu bitti bitiyor, yani zaten haziran ayında da temmuz ayında da minimum düzeyde, limon bitti. Geçen seneki rakamlar benim elimde, aylar itibarıyla gönderdiğimiz ürünler geçen sene. Üzüm zaten daha başlamadı, şu anda başlangıçta, yeni yeni bundan sonraki aylarda biz göndereceğiz ama limon, patlıcan, patates haziran ayında zaten minimal düzeyde. Yani dolayısıyla da şu anda aslında biz, bugün itibarıyla, haziran ayı itibarıyla da Rusya''''ya gönderdiklerimizde de zaten öyle tahmin edildiği gibi büyük bir rakamla karşı karşıya değiliz. Rakamları ortada. Geçen sene mesela bütün haziran ayında 34 bin ton domates göndermişiz, buna karşı mesela mayısta 65 bin ton göndermişiz. Üzüm mesela haziran ayında sadece 393 ton göndermişiz, sadece 393 ton. Limon 252 ton, patlıcan 44 ton, patates de 2.200 ton civarında. Haziran ayındaki rakamı söylüyorum, geçen senenin. Temmuz ayında bunlar yok zaten. Temmuz ayında yavaş yavaş üzüm devreye giriyor ve domates sıfırlanıyor temmuz-ağustosta. Çünkü sera faaliyeti, örtü altı üreticiliği bu manada bitiyor.

Şunu söylemek istiyorum: Bir, kesinlikle biz Türkiye''''de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının da sağlığını çok önemsiyoruz. Sadece ihracat ürünleri için değil, Türkiye''''de üretilen ürünler için, Türkiye''''de tüketilen, Türkiye''''deki tüketicilerin tükettiği ürünler için de sağlık sertifikası uygulaması yapıyoruz

Rusya Federasyonu Suriye''''den, Irak''''tan, İran''''dan, Hindistan''''dan ürün alıyor. Avrupa Birliğiyle de sorun yaşıyor şu anda. Avrupa Birliğiyle de sorun yaşıyor. Yani Avrupa Birliğinden de ithalatta birtakım problemler oluyor. Ben dün o kelimeyi onun için kullandım, ticari meseledir. Ama biz elbette ki boş durmuyoruz. Biz hep şu prensiple hareket ediyoruz: Türkiye''''nin mallarını dışarıda en iyi şekilde pazarlayacak tedbirleri alıyoruz, almak zorundayız, çaba gösteriyoruz, çaba göstereceğiz ve bunu da hem üretici hem ihracatçılarımızla birlikte ki onlarla da bir dizi bu konuyla ilgili tedbirleri görüştük, bundan sonra atılacak adımları da konuştuk. Onlar da bir yandan devam ediyor. Rusya Federasyonu nezdindeki teşebbüslerimiz var, onlardan sonuç bekliyoruz ve bunun en kısa süre içerisinde düzelmesini biz bekliyoruz, umut ediyoruz, bunun için çaba gösteriyoruz.

Diğer Haberler